Tuesday, December 28, 2010

Wikileaks oyunu!

Tüm dünyayı karıştıran belgeleri açıklayan Wikileaks'in oyunu çıktı!

Wednesday, December 15, 2010

Akaryakıt fiyatları


Değerli basın mensubu,
Ülkemizin geçtiği bu zor günlerde başımıza gelmeyen zam kalmazken, artık psikolojik sınırları da zorlayan, rakamları alt üst eden bir fiyat artışıyla daha karşı karşıya kaldık. Evet, akaryakıt zamlarından bahsediyorum. Bizim dışımızdaki tüm ülkeler bizden daha ucuza alıyorlarken, biz liderliği hiçbir ülkeye kaptırmamakta kararlıyız sanki. Aslına bakılırsa liderliği biz zaten uzak ara garantilemişken hala neyin bindirimidir bu üzerimize anlamış değiliz. 4 TL bir fiyat biçiliyor akaryakıta, araba kullanmanın ihtiyaç olarak görülmesi gerekirken özel tüketim kapsamına alınıyor. Bunu yapanlar da bizim verdiğimiz vergilerle makam araçlarının depolarını doldururken acaba hiç akıllarına gelmiyor mu? Demek ki gelmiyor. Demek ki bunu anlayamayacak kadar gözleri dönmüş ve para hırsı bürümüş. Çok ilginçtir ki, milletimiz 8 yıldır bu yönetime sabretmekte ve önüne ne sunulursa kabul etmektedir. Başka çaresi de yoktur zaten. Benim mal varlığımı soruşturan gazeteci şu an Silivri’de diyen bir başbakanla ve onun saygıdeğer (!) hükümetiyle karşı karşıyayız. Bu nedenle insanlar zaten yeterince korkmuş durumda. Biz bile bu eylemi yaparken acaba başımıza bir şey gelir mi diyerek ince eleyip sık dokuduk. Son kararımız ise genel kanı olan belirli bir süre akaryakıt almamak. Bazı katılımcılar belirli benzin istasyonlarından hiç alınmaması yönünde görüşler belirttiler. Ama ilk aşamada 20 Aralık ve 24 Aralık 2010 tarihleri arasında hafta içi akaryakıt almama kararı aldık ve şu an Facebook üzerinde kurmuş olduğumuz etkinlik sayfasının katılımı 20 binlere ulaşmak üzere. Muhtemelen eylemimizin başlayacağı pazartesi gününe kadar bu sayı katlanıp artacaktır. Bizim bu eylemimizle birlikte, Alem FM’de radyo programcısı olan Nihat Sırdar’ın öncülüğüyle de sabah saat 8.00 ve akşam saat 19.00’da iki ayrı eylem yapılmakta. Bu eylemlerin içeriği ise araçların dörtlülerini yakıp, bir iki dakika süreyle kornaya basmak veya araçları emniyetli bir yere çekip araçlardan çıkıp çalınan şarkı eşliğinde oynamak şeklinde. Yani artık kafayı oynatacak kadar bir hale geldiğimizi gösteriyoruz. Protesto mu ediyorsunuz diyenlere, kutlama yapıyoruz diyoruz. Gerçekten artık bu insan sinirlerini alt üst edecek bir durum. Akaryakıt demek, ülkede her şey demek aslında. Evimize gelen yiyecek, içecek, giyim ve başka bir sürü ihtiyacımızın taşınımı için her şey için akaryakıt gerekiyor. Akaryakıt fiyatının artması demek hayatın pahalanması demek. Zaten Türkiye dünya üzerinde en pahalı yaşayan ülkelerden birisi. Birçok konuda dünya lideriyiz. Ama en yüksek fiyat anlamında tabii ki bu. Daha önce de söylediğim gibi 20 Aralık-24 Aralık 2010 tarihleri arasında akaryakıtı boykot ediyor ve bu süre içinde akaryakıt satın almayarak toplu taşımaya yönleniyoruz. Üye sayımız gittikçe artarken bununla birlikte isyan feryat çığlıkları da giderek daha yüksek sesle çıkıyor. Sayfamızın bağlantısını yazının sonunda paylaşacağım. Desteğinize çok ihtiyaç var ve şimdiden bu desteğiniz için teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyorum.

http://www.facebook.com/event.php?eid=164460470263118

Sunday, November 21, 2010

Şeriata uygun boyunbağı

Çağdaşlığa karşı duranlar bile ister istemez uygarlık ışığından payını alır. Şeriatla yönetilen İran'da boyunbağı yozlaşmış batının bir ürünü olarak görüldüğü için takılmıyor. Bir tasarımcı ise şeriata uygun olanını üretmiş, din adamlarından onay almayı başarmış. Habertürk'ün haberi.

 



 



 



 

Wednesday, October 13, 2010

Üç günde kurtaracakmış!

Şili'deki maden kazasının ardından işçilerin 69 gün sonra yeryüzüne çıkması ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer; "Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık" dedi.


 Zonguldak'taki maden kazasının ardından madencilerin ölümüne "Kader." diyen başbakanın "Güzel öldüler." diyen bakanı "Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık." dedi. Zonguldak'taki kazada cesetlerden birinin hâlâ çıkarılamamasına rağmen!

Bir de Zonguldak'taki kaza ile Şili'deki kazayı karşılaştırmış, "Zonguldak'da grizu patlaması ile kazaya uğradık. Şili'de ise göçük oldu. Şayet Şili'de ki gibi bugün Zonguldak'da grizu patlaması olduğu yerde göçük olsaydı, işçilerimizden hayatını kaybeden olmayacaktı ve sadece 3 günde çıkaracaktık. 560 metrede 3 günde çıkarırdık. Biz çok daha iyiyiz. Şimdi siz madenin bir köşesinde göçük olmuş, öbür tarafta güvenli bir yerde ayrıca bekleyen insanları görüp 'bizde niye böyle değil' diyorsanız bize haksızlık ediyorsunuz. Çünkü bizim madenlerimizde işçilerimizin güvenle ve aylarca kalabilecekleri güvenli mekanlar var. Onlar geldikleri zaman zaten ona benzer yerlerde dinleniyorlar,yemeklerini yiyorlar ama bizde insanları hayatını kaybettiler. İkisi ayrı durumlar. Onun için Şili'de ki benzer bir durumu bizimle mukayese etmenin daha doğru olacağının kanaatindeyim." Cesedi çıkaramadınız, canlısını nasıl çıkaracaktınız acaba?
Sayın Bakan kurtarabilmemiz için göçük olması hem bizim hem işçiler için daha olanaklı olur demek istemiş anlaşılan.

Ama, ben sayın Bakan'a Edirne'deki göçükten sonra üçüncü gün acı haberin alındığını da hatırlatırım.

Ankara'da 28 Temmuz'da yaşanan göçükte iki ölü olduğunu da hatırlatırım sayın Bakan'a.

2009'un Mart ayında Manisa'daki göçükte bir ölünün olduğunu hatırlatırım sayın Bakan'a.

27 Mart 2009'da Elazığ'daki göçükte iki ölünün olduğunu hatırlatırım sayın Bakan'a.


2 Nisan 2009'da Karaman'daki göçükte bir ölünün olduğunu hatırlatırım sayın Bakan'a.


2009'un Nisan ayında Zonguldak'taki göçükte bir işçinin öldüğünü hatırlatırım sayın Bakan'a.


Peki Şili'deki? İşçilerin burunları bile kanamadı!


Bu örnekler çoğaltılabilir.


Son olarak söylüyorum ki; sayın Bakan, sözle peynir gemisi yürümez! Her işyerinde bir levha vardır, "ÖNCE İŞ GÜVENLİĞİ" yazar büyük harflerle. Bunu o levhanın üzerinde yazan yazı olmaktan çıkarıp ne zaman uygulamaya alırsanız, o zaman gerçekten bu dedikleriniz gerçekleşir. Ayrıca, olay olduğuna nasıl kurtarılacağından çok olayların en üst düzeyde nasıl önlenebileceğini tartışmak daha iyi olur.

Sunday, October 03, 2010

Gereksiz kullanım yönergeleri

Ürünlerdeki kullanım yönergeleri, bazen işimize çok yarar bazen okumadan geçeriz. Bu okumadığımız yönergeler çok gereksiz de olabiliyor.


Thursday, September 30, 2010

Monday, September 27, 2010

Thursday, September 09, 2010

Saturday, September 04, 2010

Görmüyor musunuz?

Facebook'ta yazdığım bir yorum yazıya döndü. Buraya da bir kopyasını bırakıyorum.

Beyler bayanlar, bu Anayasa 16 kere değişti, darbe anayasasından eser yok. Bu değişiklikle 26 soruya bir yanıt isteniyor. Böyle şey akla mantığa sığar mı? AYM ile özel verilerin korunmasının, HSYK ile darbe sorumlularının yargılanmasının ne ilgisi var?

Bu anayasa değişikliği ile asker kaçaklarının yurtdışına çıkabilecek mi? EVET! O zaman hayır derim ben arkadaşlar. Yurtdışına çıkış yasağı için mahkeme kararı şartı, kaçakların yurtdışına çıkmasının önünü açıyor. Görmüyor musunuz?

AKP diyor ki "AB ölçünlerinde HSYK için evet." Hangi AB ülkesinde Adalet Baknı'nın HSYK başkanı, müsteşarının doğal üye olduğu görülmüş? Bu anayasa değişikliği ile HSYK'da Adalet Bakanı'nın vesayeti artıyor, görmüyor musunuz?

Bu anayasa değişikliği ile AYM üyeleri TBMM ve cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Yasama AKP'nin elinde. Yürütme (TBMM) de AKP'nin elinde. Mecliste %60 çoğunlua sahip olan AKP, istediği yasayı çıkartabiliyor. Yargı da AKP'nin elinde olursa ne olur?  Bu ne demek? Monarşi, diktatörlük, aklınıza ne gelirse o demek. AKP, yaptığı tüm yolsuzluklar için Yüce Divan'a gideceğinin farkında! Bu son çırpınışlar. (Bakınız: http://anayasadeğişikliği.tumblr.com/post/922493195/anayasa-degisikliginin-perde-arkas )

Beyler bayanlar, bu anayasa değişikliğine "hayır" demek; darbeyi desteklemek demek değil, AKP 2010 Sivil Hükûmet Darbesi'ne "hayır" demektir. Bu anayasa değişikliği ile darbeciler yargılanamayacaktır. Birinci neden, Geçici 15. madde af getirmiştir onlara, maddenin kalkması af hükmünü kaldırmaz. Örneğin siz Rahşan Affı'nı kaldırarak o af kapsamındakileri yeniden yargılayabilir misiniz? Hayır! İkinci neden, suçun zaman aşımına uğramış olmasıdır.

Beyler bayanlar, Mamak'ı alın Silivri'yi koyun! Fişlemeleri alın yasadışı telefon dinlemelerini koyun! Kenan Evren'i alın Tayyip'i koyun! Akın size ikiz 12 Eylül, "evet" derseniz.

Beyler bayanlar, bu anayasa değişikliğine oy verirken ülke çıkarını düşünün kendi çıkarınızı değil. Memur-Sen neden "evet" diyor? Toplu sözleşme hakkı veriliyor diye. Ancak bu anayasa değişikliği ile toplu sözleşme hakkı "göstermelik" veriliyor. Neden? Uzlaşmazlık durumunda son sözü Uzlaşmazlık Kurulu verecek ve kurul kararları yargı denetimine kapalı. Kurulda kimin adamları olacak? Elbette hükûmetin.

Efendiler! Anayasalar 30-40 yılda bir değişen "toplumsal"  metinlerdir. 40 yıl bu değişiklikle yaşar mısınız? Anayasa, bu değişikliklerle toplumsal metin olmaktan çıkarılıp AKP'sel metin durumuna getirilecektir. Görmüyor musunuz? BDP gibi düşünenlere şunu da söylüyorum; bu toplumsal metinde ülkeyi bölen kararlar teklif dahi edilmez.

Anayasa değişikliğinin durumu bu kadar açık. Görmüyor musunuz? Yoksa gözünüze koyun gözlüğü takan bir AKP iktidarı yüzünden mi görmüyorsunuz? Görseniz iyi olur. "Evet "deyip ülkeye, sonra kafanızı duvarlara taşlara vurup kendinize yazık etmeyin.

Saturday, August 28, 2010

TİB'in sunucularından biri mi çöktü?

Biliyorsunuz Google Sites uzun süredir yasaklı ve yasakla ilgili mahkeme kararını Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı uyguluyor. Ancak şu an Google Sites'e girdiğinizde aşağıdaki gibi bir yaprak görünüyor. Medyada Google Sites'in açıldığı ile ilgili bir haber yok. Proxy gibi yöntemlerle Google Sites'e ulaşılmaya çalışıldığında sorunsuz görünüyor. Aşağıdaki gibi bir yaprak görünmesi ise sorunun TİB'den kaynaklandığını gösteriyor.
TİB'in sunucularından biri mi çöktü?

Wednesday, August 25, 2010

Friday, August 20, 2010

Twitter'da "#HAYIR" hareketi

Belki biliyorsunuzdur daha önceden Twitter'da #NOtayyip eylemi olmuştu, aynı oluşum şimdi halk oylaması için toplandı. Daha önceden yaptıkları #NOtayyip eylemi basında çok ses getirmişti. Bugün saat 21:00'de ise Twitter'da "#HAYIR"ı kullanarak anayasa değişikliğine neden "#HAYIR" denilmesi gerektiğini Twitter'da anlatacaklar.



Bildiğiniz gibi, 12 Eylül 2010 Türkiye için Anayasa teklifinin oylanacağı referandum günü olacak. Daha önce de Twitter’da #NOtayyip diyerek duyurduğumuz sesimizi, bu sefer (her ne kadar bugün daha zor olduğunu bilsek de) #HAYIR diyerek duyurmaya çalışacağız.
#NOtayyip’i Trending Topics‘e sokamamış, buna karşın Türkiye ve yurt dışı basınında ilgi çekmeyi başarmıştık. 20 Ağustos 2010 günü, saat 21:00’de hep birlikte, hem anayasaya neden #HAYIR dediğimiz twitlerimizin, hem de gündelik twitlerimizin sonuna #HAYIR ekleyerek bu sefer de #HAYIR‘ı Trending Topics içerisine sokmayı deneyeceğiz.
Şundan eminiz ki, #HAYIR diyen vatandaşlara sayısız hakaretler edildiği, PKK terör örgütü ile bir tutulduğu, vatandaşların seçim haklarının gasp edilmeye çalışıldığı bu günlerimizde, en azından Twitter üzerinde, #HAYIR diyerek aslında azımsanmayacak ve ötelenemeyecek bir kitle olduğumuzu, seçimimizi yaptığımızı ve 12 Eylül’de de bu irademizi herkese göstereceğimizi, yılmadığımızı herkese gösterebileceğiz.
Bu eylemin Twitter üzerinden olması bazılarına saçma, garip gelecektir. Ancak, Twitter üzerinde her kesimden, her yaştan insan olduğunu unutmayalım. Bu platform aracılığı ile tepkimizi dile getirebilir, “Neden #HAYIR” sorusunun cevabını daha geniş kitlelere yayabiliriz. Elbette ne tüm Türkiye internet kullanıyor, ne de Twitter… Ancak, elimizde böyle bir platform ve şans varken neden kullanmayalım?

Bunun için,

Referandumda #HAYIR diyecek herkesi,

20 AĞUSTOS 2010, SAAT 21:00’de

Tüm twitlerinin içerisinde #HAYIR eki eklemek üzere davet ediyoruz.

Kaynak
Ayrıntılı bilgi: Blog, Twitter hesabı

Friday, April 09, 2010

İnsanı düzeltirsen dünya düzelir

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
— Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! Dedi. Sonra düşündü:
— Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:
— Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:
—Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!

Thursday, February 25, 2010

Dört İşlemde Siz

  • Kendiniz+Kendiniz= 2 Kendiniz
Kendinize bir şeyler katarak kendinizi arttırabilirsiniz.
  • Kendiniz x Kendiniz= Kendiniz²
Kendiniz katlanarak artarsanız daha iyi, gelişkin bir "siz" olursunuz.
  • Kendiniz : Kendiniz=1
Yalnızca bir tane "siz" varsınız, başka siz yok!
  • Kendiniz-Kendiniz=0
Kendinize bir şeyler katmak yerine kendinizden bir şeyler eksiltirseniz sonuç olarak "0" kalır, yani siz bir hiç olursunuz.