Thursday, July 28, 2011

Asıl Gerçek: Katliamdan Sonra (2006)

ABD yapımı belgesel filminde, ABD'nin Irak İşgâli herkesin bildiği gerçek yüzü anlatılıyor.


Aslında okuduğum kitapları, izlediğim filmleri yazmak uzun süredir aklımda ama bir türlü başlayamıyordum. Daha önce gösterime girmeden önce Kubilay filmini yazmıştım, hâla DVD'sini bulamadım. Bu belgeseli dün CNBC-e'de izleyince kesinlikle yazmam gerektiğine karar verdim.

Ülkesindeki çıkış adı "The Ground Truth: After the Killing Ends" olan belgesel filmi Patricia Foulkrod yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptı. Belgesel 2006 yılında gösterime girdi.

Belgeselde Irak İşgali'ne katılan askerler ve yakınları ile yapılan söyleşiler, savaştan görüntülerle sunuluyor.

Tanıtma filmi:


 

 Belgesel askerlerin talim görüntüleri ve talim hakkında söyleşileri ile başlıyor. Askere dedesi ve babasını örnek alarak katılan da var, kızların ilgisini çekmek ve havalı olmak için katılan da var, üniversite masraflarını karşılamak için katılan da var.

ABD Silâhlı Kuvvetleri reklam filmi de bu sırada veriliyor. Reklam filminde özetle "Biz Amerikan askerleri, barış ve özgürlük için savaşırız, sizin için varız. Sizin bize ihtiyacınız var, şimdi ise bizim size ihtiyacımız var. Askere katıl." deniyor, elde edecekleri gelirle üniversite masraflarını karşılayabilecekleri, daha iyi yaşayabilecekleri, iş sahibi olabilecekleri anlatılıyor. Zaten askerler de bunu inandırıcı buluyorlar söylediklerine bakılırsa.

Yemin töreninde askerler barış, özgürlük, ABD Anayasası için yemin ediyorlar.

Talimlerde söylenen şarkılarda hep kin, nefret, saldırı unsurları var. "Sarıklı" sözcüğü hakaret anlamında kullanılıyor. Irak'ta hep sarıklıları vuracakları anlatılıyor. Bir şarkıda "Okulun zilini çalın, çocukları erken tenefüse çıkarın, bahçeye toplayın, hepsini kurşuna dizin!" deniyor.

Ne için savaşacakları sorulduğunda bunların hepsinin nedeninin 11 Eylül olduğu söyleniyor.


Askerler Irak'a gönderiliyor, kinli, nefretli yetiştirilmiş bir şekilde.

"Televizyonlarda hep yalnızca 'Şu kadar kişi yaralandı.' deniliyor. İnsanlar 'Yaralanmışsa iyileşir.' diye düşünüyorlar. Oysa ki o yaralananların ya kolu bacağı kopmuş, ya da başka bir şey, bir şekilde sakat kalmış. Ölü ve yaralı sayıları açıklananın çok çok üstünde. Birisi bunları tekrar gözden geçirmeli.".

"Bir sokakta oynayan çocuklar 'Amerika, Amerika!' diye bağırıyor, başka bir sokakta çatışmaya giriyoruz.".

"Eğer bir insan topluluğunun içinden bir kişi ateş açıyorsa, ateş edeni bulmakla uğraşmayız. Hepsini kurşuna dizeriz, böylesi daha çok işimize gelir. Böyle yaptığımız zaman mutlaka ateş kesilir.".

"İnsanlar bize 'Çocuğumuzu arayabilir miyiz, dün onu vurmuş olabilirsiniz.' diye geliyordu. Onlar böyle dedikçe kendimizi mahçup hissediyorduk.".

"Biz Irak'a niye gitmiştik? Hep masum insanların canı yanıyordu, hiç de özgürlük, barış için savaşmıyorduk.".

"Kara çarşaf giymiş bir kadın aracımıza doğru yaklaşıyordu. Herkes tetikte bekliyordu. Üstündeki bombayı patlatabilirdi, birkaç asker ölebilirdi.  Elini çantasına soktu, herkes dikkat kesildi. Ben tüfeğimle iki el ateş ettim. İlki isabet etmemiş, ikincisi ibaset etmişti. Çantanın içinden düşen elinde beyaz bayrak gördüm. O an kendimi çok kötü hissettim ve tüfeği arabanın arkasına fırlattım. Arkadaşım yanıma yaklaştı, 'Sıkma canını, olur böyle şeyler.' dedi.".


"Her yer ceset doluydu. Irak askeri mi sivil mi ayırt edemiyorduk.".

Savaştan döndüklerinde askerlere sorular soruluyor, "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?", "İntihar hakkında ne düşünüyorsunuz?", "Ruh sağlığınız bozuldu mu?" gibi.

"Savaşta olanları yakınlarıma anlatamadım. Onlar bizi kahraman olarak görüyorlardı. Biz kahraman değildik, katildik. Gerçeği nasıl anlatabilirdim ki?"

Ruh sağlığı bozulanlar oluyor, intihar edenler oluyor. "Silâhımı savaştan sonra teslim etmedim, kendimi onla daha güvende hissediyordum. Yastığımın altında silâhla uyuyor, yanımda taşıyordum. Paranoyak olmuştum, bir tıkırtı duyunca hemen aranmaya başlıyordum. Çatıda biri geziyor gibi geliyordu. Bardaydım, alkolüydüm. Birisi ile tartıştım. Silâhı doldurdum, başına nişan alıp tetiği çektim. Ateş almadı. Sinirlenip kabzasıyla başına vurdum. Sonra silâhı diğerlerine doğrultup tehdit ettim. Polis çağırdılar. Silâhtan bir şekilde kurtuldum. Bu olay yüzünden hapis yattım.".

"Trafikte birine sinirlendim. Adamı takip ettim, yakalayıp dövdüm. Kendimi tanıyamıyorum. Önceden böyle değildim.".

"Eşim, ben dışarı çıkarken kanepede uyuyordu. Eve döndüğümde oturuyordu, sehpayı paramparça etmişti. Karşımda eski eşim yoktu, savaştan dönmüş birisi vardı. Onun eskisi gibi olamayacağını, değiştiğini anladım."

Bir baba, ölen oğlu yüzünden bahçe hortumu ile intihar ediyor.

Ruh sağlığı tedavisi ile ilgili programlara katılanlar oluyor.

Daha fazlası için filmi izleyin. Tabii duygularınız kaldırırsa.

İsteyenler filmin İngilizcesini Google Video üzerinden (http://ufalt.co.tv/thegroundtruth) izleyebilir.

No comments:

Post a Comment