Saturday, December 17, 2011

Liseli taze beyinlere nasıl girilir?

Hem de İlçe Milli Eğitim'in oluruyla!

Çarşamba günü Sancaktepe Belediyesi'nin otobüsüyle yine aynı belediyenin düzenlediği bir seminere gittik, konusu yeni anayasa.

Seminer başladı, konuşmacılar konuşmalarını yaptı, daha sonra katılımcılar söz aldı, hepsine tek tek yanıt verildi. Baktım resmen AKP propagandasına davet edilmiş öğrenciler, hem de İlçe Milli Eğitim'in oluruyla! Yoksa belediye bizi otobüs gönderip okuldan alamaz.

Söz bana geldi, dedim "Madem ki buraya geldik, ben her sözünüze 'haklısınız' demeyeceğim, gerek olumlu eleştirilerimi, gerekse olumsuz eleştirilerimi, gerekse kendi öz eleştirimi yapacağım. Son yapılan anayasa değişikliğine baktığımızda halkın dikkati 1980 darbesini yapanların yargılanmasına çekiliyor, bunun yanında zaten anayasada olan haklar kelime oyunlarıyla yeni veriliyormuş gibi gösteriliyor, tek değişen şey Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay gibi kurumların üye yapıları. Bu halkoylamasından önce 'yargı bize ayakbağı oluyor' deniliyordu. Olur mu hiç öyle şey, yargı sizce de ayakbağı olmak için yok mudur? Yargı yasamayı, yürütmeyi denetleyecek ki her şey eksiksiz sürsün. Abdullah Öcalan'ın asılması hakkında asılmamasını söylemiş ve yaşam hakkından bahsetmiştiniz. Bu Abdullah Öcalan denen kişi, milyonlarca insanı, bebeği, kadını katletmiş, askerleri şehit etmiş, onların yaşam hakkını elinden almış ve siz şimdi onun asılmaması gerektiğini söylüyorsunuz. Böyle birini cezaevinde beslemek mantıklı değil, asalım, beslemeyelim. Bir de madem ki haklardan, özgürlüklerden bahsediyoruz, ben aynı zamanda bir blog yazarıyım ve beyn.org'un yazarı Barış ÜNVER Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi söylediği 'AKP, MHP, CHP; BDP ile ruh üçüzü oldu.' sözlerine atıfta bulunarak "Erdoğan da BDP ile ruh ikizi oldu.' dediği için Erdoğan kendisine dava açtı. Madem ki düşünce özgürlüğünden bahsediyoruzi neden böyle şeyler oluyor, bir blog yazarı Erdoğan'ın sözlerine atıfta bulunarak yazdığı yazı yüzünden davalık oluyor? Orantısız güçten bahsettik, Van Depremi'de Bayram Oteli'nde Abdulkadir Aksu'ya (Günümüzden not: O sırada adını yanlış hatırladığım kişi Beşir Atalay.) şikayetlerini dile getirmek isteyenlere biber gazı sıkıldı ve bu yüzden arama kurtarma görevlileri enkaz çalışmasını yapamadı. Kadına karşı şiddetten bahsettik, kadın cinayetleri 2002'den bu yana inanılmaz bir şekilde %1400 arttı. Bu yapacağımız anayasa 12 Eylül'deki referandumdaki gibi neresinden kurtarırsak kârdır düşüncesiyle yapılmamalı, tüm özgürlükleri kapsayan bir anayasa olmalı."

Tabii ben bu sözleri söylerken "hı hı, evet, tamam" gibi sözcüklerden başka bir karşılık alamadım. Protokolde oturan birisi söz aldı -büyük olasılıkla belediyeden-, benim 12 Eylül Halkoylaması'ndaki anayasa eleştirilerim için "Büyük olasılıkla metne bakmamıştır." dedi, Van için de onların illegal örgüt olduğunu birilerini öldürmeye gelen illegal örgütlere biber gazı sıkılmasının doğru olduğunu söyledi.

Adeta şok geçirdim. Habur'dan gelen teröristlerin davullarla şenliklerle karşılanması olağan, Van'da bir şeyler söylemek isteyenlere biber gazı sıklıması olağan, Hopa'da emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun ölmesi olağan...

Merak ediyorum acaba semineri TKP düzenlemiş olsaydı ve katılsaydık ne olurdu?

Ara verildiğinde kimse orada durmadı zaten, herkes dağıldı.

Not: Bu arada arkadaşım yeni blog yazmaya başladı ve ilk yazısında bu seminerden bahsetti.

1 comment:

  1. olaylara bakış açın gündemi takip etmen güzel

    ReplyDelete